Babamın Hikayeleri: Sultandağı

sultandagi

Siz İbrahim Ağa’yı nerden tanıyacaksınız. Çalışkan gayretli bir kasabalı. Sultandağı’nın eteklerinde dedesinden kalan mülkünde aile fertleriyle çalışır. Yoruldum demez. Çalışır da tarlasından bahçesinden sığırından davarından netice de alır. Yani bol nasibli…
Düğün etmiş oğlunu geleneklere göre evlendirmiş. Gelin yabancı değil. Yerli. Şartları biliyor. Razı. Elinden geliyor. Cesur. Aileye de uymuş. Hanım anası, efendi babası el üstü tutuyorlar. “Kıymetli Gelin” olmuş.
Muhit küçük. Adet anane var. Gelin, efendi babanın hizmetine koşuyor. Fakat konuşması için takı lazım. Hanımana İbrahim Ağa’ya:
– Gelinin “söyletmeliği”ni alıver de konuşcaksa konuşsun. Dünürlere ayıp olur.
demiş. Ağa’da ikibuçukluk bir altın takmış. Herkesi memnun etmiş. Gelin de:
– Efendibaba bunu bozdursun bize sağılır inek alıversin.. diye iade etmiş. Üstünü katmışlar, dediğini yapmışlar. Gelin yine konuşmamış. Niye konuşsun. Neyi konuşacak. Eksik söyler, fazla söyler. Konuşmuyor. Hiç bir şey de eksik kalmıyor. Sukut herşeyi hallediyor. Edep süslüyor. Ziynetlendiriyor. Sahibini baştacı ediyor.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir