Eskiden Sivas’ta işinin ehli iyi bir çoban koyun güdermiş. Kasımda, hıdırellezde ağası yeniden süresini uzatırmış. Monoton ortam içinde ayları yılları koyunlarla yaylada ovada geçermiş.
Bir gün ağanın cemiyeti olmuş -ne cemiyeti ise.. Köye gelmiş. Ağanın köyü büyük köy.. Dernek kurulmuş herkesle. Yemek yemişler. Adetler yerine getirilmiş. Sonra kalkmışlar kahveye gitmişler.
Köy kahvesi. Bir yere de çoban ilişmiş. [...]
Devamı »
........................................
Soğuk dumanlı bir günde köyün mezrasındaki sürüye kurt inmiş. Çoban köpekleri kurtlara salmış. Bakılı besili köpekler kurtları kovalamışlar peşlerine düşmüşler. Sürüde çoban ve yanında yeni yetme tombul bir enik kalmış.
Bu defa ormandan başka bir kurt grubu saldırmış. Sürünün kenarından biriki koyun alıp götürmüşler. Çoban bağırıp çağırmış, başka ziyan yapmalarını önlemiş.Zira kurtlar hırslı bir hayvan olduğundan [...]
Devamı »
........................................
Hadim Merneği bileniniz vardır. Toroslarda bir köy. 1960′lı yıllarda Konya’ya üç saat. Yazısı yaylası deresi var. Yazısı küçük. Arazi taş kaya mağara. Mernek’lilerin gözü dışarıda. Mevsiminde “Aydına gidiyoruz” diyorlar yurt sathına bir esans çantası ile çıkıyorlar. Sonra ne çıkarsa bahtına. Ya kış harçlığıyla dönüyorlar veya Karaman, Ereğli, Konya, Isparta v.s. de iş kuruyorlar. Yer kiralıyorlar. [...]
Devamı »
Etiketler: esans, hadim, havut, kızılkaya, konak, kordon, mernek, tilkilik, tomalak, toros, yayla
........................................
1940′lı yıllar. Nüfusun yüzde seksen beşi köylerde yaşıyor. Para yok, ziraat iş gücüne dayalı, ticaret sınırlı, ışık yok, od yok. Harp var. Askeriye yiyecek giyecek stoku yapıyor.
Vatandaş yokluk içinde. Bez basma çul çaput karneye bağlı. Sümerbank malları bilmem kaç numaralı vesikaya hane başı basma, pazen neyse kura ile sadece iki metre olarak verilebiliyor. Bedeli mukabili…
Herkes [...]
Devamı »
........................................
1950′li yıllar. Yılbaşı. Herkes Tayyare bileti alıyor. Adamlar küçük bir ilçede memurdurlar. Hafta sonu şehir kulübünde oturuyorlar. Şurası burası konuşurlarken nufus memuruna sorarlar:
- Durmuş Bey piyangodan büyük ikramiye çıksa ne yaparsın derler.
Durmuş Bey;
- Boşuna uğraşmayın bana ikramiye çıkmaz der. Israr ederler;
- Niye çıkmasın canım. Bir kişiye çıkıyor. İşte diyelim ki sana çıktı. Büyük ikramiye bu. [...]
Devamı »
........................................
Fırtına ile beraber yağmur yağmış. Dağdan gelen sel derede kasabanın değirmenini almış götürmüş.
Ertesi gün ahali derede “afat”ın boyutlarını tespit etmeye çalışıyorlar.
- Efendim koskoca değirmeni nasıl da almış götürmüş. Çarkı da taşları da gitmiş.
- İçindekiler de gitmiş. Buğday da un da. Dışındakiler de at da araba da gitmiş.
- Değirmencinin evi de ahırı da avlusundaki çamaşırlığı da [...]
Devamı »
........................................
Adam iktisatla geçinirmiş. Yazdan kurusunu yaşını temin eder, yılına kadar yetecek yiyeceğini kilerine koyarmış.
O yıl da temin etmiş, kilerini doldurmuş, kışın kilerinden yemeye başlamış. O sene turşusu iyi çıkmış. Turşu iyi çıkmış ya ha babam bulgur, hamır aşı derken kışın ortasında kurusu yaşı bitmiş.
Hiç alışkın olmadıkları bir şey. Anbarın çuvalın diplerini yiyorlar. irmik, kepek… Kimseye [...]
Devamı »
........................................