Yazılar

Babamın Hikayeleri: Şaşmayın

tellal

Anadolu’da özellikle ani ölümlerde nedense “fücceten” kullanılıyor. Halk arasında da fücceten yerine “hücceten” deniliyor.

Siz Tellal Tahir’i tanımazsınız. Belediye tellalı; kadrolu. Resmi şapkası deforme, üniforması lacivert paspal, hiç yeni giydiğini görmedik. Bindokuzyüz otuzlu kırklı yılların üzerinden silindir gibi geçtiği belli. Yokluk görmüş. Halinden hiç şikâyet etmez. Bayramlarda bando görevi var. Bir büyük borazan sırtlar, canhıraş ses çıkarmaya çalışır. Yüzü kıpkırmızı olur. Herkes seyreder. Derdini kimse anlayamaz…

Meslek hastalığı var da; bronşit mi? Astım mı? Öksürür durur. Kendisinin umurunda değil. Belediyeden eline ne verirlerse kasabanın ana caddesinde, çarşıda bağırır ilan eder. Çocuklar peşine takılır gittiğinde giderler, ilan ettiği yerde dururlar. Kızmaz. Belli yerleri vardır oralarda durur; elini kulağına koyar ve başlar:

– “Ebdest olan meyit namazına! Yenicami önüne meyit geliyor! Hisar mahallesinden falanca hakkın rahmetine kavuşmuştur. Allah rahmet eyleye…” der. Yürür…

Yürürken bir taraftan öksürür. Çocuklar da yürürler. Öksürük arasında çocuklara anlatır:

– “Sizin komşu işte yazık akşam helva ile yumurta yemiş yakılanmış hücceten ölmüş” der. Gelişmelerden anlatır. Ölünün oğlundan kızından, soranlara cevap verir. Hatırlı birisini görürse ilave bilgi aktarır. Ne işlerine yarayacaksa çocuklar onunla durur onunla yürürler. Yeni bilgiler alırlar.

Tellal köşede “hücceten ölmüş” diye anlatıyor ya, caddedeki kahvede Yağcı Mevlüt itiraz eder çevresindekilere;

– Bakın ben yılların hastasıyım. Evde dirlik yok yatamıyorum. Buraya geliyorum. Akşam da gelirim. Öldüğüm gün bu Tellal sağ olursa “Akşam kahvedeymiş adam, gece hücceten gitmiş” derse, Tellal Tahir öldüğünde “dün sapasağlamdı, gece hücceten ölmüş” derlerse şaşmayın…